İyileşme İllüzyonu, Şifa Tekeli Ve Biyopolitik Bir Kabus "Common Side Effects"

admin

Admin
Admin
Moderatör
Kayıtlı kullanıcı
mushroom-cse.jpg
Hepimiz zamanın insafına bırakılmış potansiyel birer hastayız. Yaşam döngüsü içerisinde "sağlık", modern insanın üzerinde en çok titrediği, en çok para harcadığı, ancak bir o kadar da kontrolünden çıkmış olan geçici bir durum, hatta bir tür yanılsamadır. Fransız düşünür Michel Foucault’nun biyopolitika kavramıyla kusursuzca tanımladığı üzere, modern iktidar mekanizmaları artık topraklar üzerinden değil, doğrudan insan bedenleri üzerinden tahakküm kurar; yaşamı, hastalıkları, doğumu ve ölümü yönetir. Bu sistemde hastalık, yalnızca biyolojik ve talihsiz bir arıza değil, aynı zamanda ekonomik bir pazarın, uçsuz bucaksız bir endüstrinin hammaddesidir. Yetişkinlere yönelik animasyonun sınırlarını hem görsel hem de tematik olarak sürekli zorlayan Adult Swim'in çarpıcı yapımı Common Side Effects (Yaygın Yan Etkiler), tam da bu derin felsefi krizin, bu ontolojik çaresizliğin merkezine iniyor. Joe Bennett (Scavengers Reign) ve Steve Hely (Veep) tarafından yaratılan, yapımcılığını ise sektörün duayenleri Mike Judge ve Greg Daniels'ın üstlendiği bu animasyon serisi, ilk bakışta absürt bir komedi ya da komplo odaklı sürreal bir macera gibi görünebilir. Ancak bedeni ihanet etmiş, hastalıkla boğuşan bir hasta ya da kronik sağlık sistemi mağduru bir "hasta adayı"nın perspektifinden izlendiğinde, ekranda beliren şey bir komedi değil, sağlığımızın nasıl devasa bir endüstrinin rehinesi olduğuna dair tüyler ürpertici, acımasız bir belgeseldir.

Serinin anlatı merkezinde, Marshall Cuso ve Frances Applewhite adlı iki eski lise laboratuvar partnerinin, dünyadaki tüm hastalıkları hücresel boyutta iyileştirme potansiyeline sahip, Peru ormanlarının derinliklerinde bulunan "Blue Angel" (Mavi Melek) adlı nadir bir mantarı keşfetmeleri yer alıyor. Marshall bu buluşu insanlık için devrimsel bir şifa kaynağı olarak görürken, çok geçmeden bu bilginin üstünü örtmeye çalışan, kârını kaybetmekten korkan küresel bir komplonun içine düşüyorlar. Bir hasta olarak bu kurgusal düzleme baktığımda, hissettiğim ilk duygu kurtuluş umudu değil, derin bir varoluşsal dehşet oluyor. Çünkü biliyoruz ki, kapitalist tıp paradigmasında nihai ve tek seferlik bir "şifa", aslında ilaç şirketleri için bir iflas fermanıdır. Karl Marx'ın sermayenin doğası ve metalaşma üzerine yaptığı analizleri modern tıbba uyarladığımızda tablo ürkütücüdür: Sürekli kâr, iyileşen ve sağlıklı hale gelen bireyden değil, ömür boyu semptomları baskılanan, yani ilaca ve sisteme bağımlı hale getirilen kronik hastadan elde edilir. Çağdaş düşünür Byung-Chul Han, Palyatif Toplum adlı eserinde günümüz dünyasının acı çekmekten nasıl kaçtığını, sistemin tedavi etmek yerine sadece acıyı uyuşturduğunu (palyatif) anlatır. Common Side Effects, Reutical Pharmaceuticals adlı devasa, kurgusal ilaç şirketinin şahsında bu gerçeği tokat gibi yüzümüze çarpar. Karar vericiler ve sermaye sahipleri için evrensel "şifa", yok edilmesi gereken radikal bir anarşizmdir. Mavi Melek mantarı, dizide sadece kurgusal bir mikolojik canlı değil; aynı zamanda modern tıbbın hegemonyasını, hisselerini ve sömürü çarkını yıkacak bir özgürlük ve devrim sembolüdür.

Dizinin diğer baş karakteri Frances Applewhite üzerinden izlediğimiz kurumsal hiyerarşi ve şirket bürokrasisi, felsefeci Ivan Illich'in Sağlığın Gaspı (Medical Nemesis) adlı çığır açıcı eserindeki tezlerini adeta bir ekrana taşır niteliktedir. Illich, modern "sağlık" endüstrisinin insanları nasıl edilgenleştirdiğini, kendi bedenleri ve iyileşme süreçleri üzerindeki otonomilerini nasıl ellerinden aldığını sert bir dille savunur. Bir hastane koridorunda veya klinik bekleme odasında saatlerini geçirmiş, sigorta şirketlerinin soğuk çağrı merkezi robotlarıyla "hayatta kalma" pazarlığı yapmış her hasta bu derin yabancılaşmayı iliklerine kadar bilir. Dizide Frances'in içine düştüğü ahlaki ve varoluşsal ikilem —bir yanda Reutical şirketindeki kariyeri, pragmatik beklentileri ve patronuna olan yükümlülükleri, diğer yanda dünyayı değiştirebilecek, sayısız hayatı kurtaracak bir sırrın omuzlarındaki ağırlığı— modern insanın sistem içindeki ezilmişliğini yansıtır. Reutical'ın CEO'su Rick Kruger karakterinin, şirketinin aldığı kararların milyonlarca insanın ölüm kalım meselesi olduğu kritik anlarda dahi cep telefonundaki mobil oyunlara odaklanması (IDS News), gücü elinde tutanların insan hayatına olan inkar edilemez ve mide bulandırıcı kayıtsızlığını betimler. Bu kayıtsızlık, filozof Hannah Arendt'in kötülüğün sıradanlığı kavramının modern plaza kültüründeki bir başka tezahürüdür. Arendt'in Nazi bürokratı Eichmann üzerinden tanımladığı gibi; kötülük, her zaman şeytani bir kahkahayla veya kanlı ellerle gelmez. Bazen bir ofis masasında, ekrana boş gözlerle bakarken ya da mobil oyun oynarken verilen, on binlerce hastanın ilaca erişimini engelleyen sıradan, soğuk bir bürokratik kararla gelir.

Animasyonun estetik tekniği ve sürreal görsel anlatımı, metnin bu felsefi ve tematik derinliğini mükemmel bir şekilde desteklemektedir. Çeşitli eleştirmenlerin de dikkat çektiği üzere (The A.V. Club), yaratıcı ekipten Joe Bennett'ın Scavengers Reign serisinde ustalaştığı o tuhaf, ekolojik sürrealizm, bu kez paranoya ve kuru bir mizah ile harmanlanıyor ve hastanın psikolojisine kusursuz bir ayna tutuyor. Ateşli bir hastalığın yarattığı hezeyanlar, ağır kimyasal ilaçların yol açtığı bilinç bulanıklığı, taranan tomografilerin klostrofobisi veya kronik bir ağrının gerçekliği büken, zamanı yavaşlatan etkisi... Tüm bu somatik krizler, Common Side Effects'in kurduğu o tekinsiz, absürt ama bir o kadar da hipnotize edici atmosferde kendine yer bulur. Bir hasta için dış dünya, sağlıklı bir insanın algıladığı o düz, mantıklı ve güvenli yer olmaktan çoktan çıkmıştır. Hastanın dünyası tehditkâr, anlaşılmaz, bedenin ihanetine uğranmış ve tıbbi otoritelerce ele geçirilmiş bir labirenttir. Dizide devlet ajanlarının, silahlı tetikçilerin ve şirket avukatlarının Mavi Melek mantarını yok etmek için başvurdukları ölçüsüz şiddet ve absürtlük silsilesi, hastanın kendi vücuduna yapılan agresif tıbbi müdahalelerin, kesip biçmelerin ve yan etkilerin görsel bir metaforu olarak rahatlıkla okunabilir.

Öte yandan dizinin mikoloji (mantar bilimi) ve doğa ile kurduğu güçlü bağ, izleyiciyi doğa-insan ilişkisi üzerine de yeniden düşünmeye zorluyor. İnsanlık, Gilles Deleuze ve Félix Guattari'nin Rizom (Köksap) kavramında anlattığı o merkezsiz, yatay, hiyerarşisiz ve birbirine bağlı doğal yaşam ağlarından çoktan kopup; dikey, katı, ve hiyerarşik mega şirket yapılarına hapsolmuştur. Hasta birey, köklerinden koparılmış, şifayı nerede ve nasıl arayacağını bilemez halde laboratuvarların insafına bırakılmıştır. Modern bilimin sunduğu iyileşme pratikleri birer "aylık abonelik sistemi"ne dönüştüğünde, insan ister istemez doğanın henüz keşfedilmemiş, patentlenmemiş gizemlerine, eski kadim sırlara umut bağlar. Fakat dizi, izleyicinin bu umudunu dahi kapitalizmin nasıl avladığını, en doğal olanın bile anında bir tehdit olarak kodlanıp nasıl yasa dışı ilan edildiğini göstererek ucuz bir pastoral fanteziye kaçışımıza izin vermez. Science Friday de bu duruma dikkat çekerek, dizinin kurgusal yapısının aslında gerçek bilim insanlarının Dünya'nın gizli kalmış, görünmez mantar ağlarındaki şifayı bulma ve koruma çabasıyla nasıl paralel ilerlediğini vurgular.

Toparlamak gerekirse, Common Side Effects, salt bir "komplo gerilimi", "karanlık komedi" veya "yetişkin animasyonu" etiketlerine sığdırılamayacak kadar ağır, ciddiye alınması gereken felsefi ve sosyolojik bir metindir. Bir dizi ve animasyon eleştirmeni olarak görsel zekasını, karakter tasarımlarındaki o sessiz fiziksel komediyi ve çevre detaylarındaki ustalığı (Reddit r/television) ne kadar takdir etsem de, bir "hasta adayı" olarak bu diziyi izlerken hissettiğim yegane duygu katıksız bir tekinsizlik, derin bir klostrofobidir. Çünkü ekranda iki boyutlu çizgilerle gördüğüm o absürt, açgözlü, insan hayatını bir Excel tablosundaki veri hücresine ya da kâr/zarar bilançosuna indirgeyen acımasız sistem, televizyonu kapattığımda da etrafımı sarmaya devam ediyor. Şifa, eğer sadece belirli bir zümrenin kontrolünde, telif hakkıyla korunan bir ürünse, o artık bir insanlık hakkı değil; sistemin yoksullara ve çaresizlere doğrulttuğu bir silahtır. Yaratıcı ekibin dehası, tam da bu silahın namlusunun doğrudan izleyiciye, yani hastalıkla ve bürokrasiyle sınanacak olan biz sıradan insanlara doğrultulmuş olduğunu, en renkli, tuhaf ve absürt animasyon karelerinin ardına gizleyerek anlatmasındadır. İzlediğimiz hikaye bir hayal ürünü, "Mavi Melek" mantarı bir masal olabilir; ancak maruz kaldığımız sağlık ve sermaye kompleksinin yan etkileri fazlasıyla gerçektir ve maalesef, bu yan etkiler ismindeki gibi ölümcül derecede "yaygın"dır.
common-side-effects.jpg

  • The A.V. Club (2025). "Common Side Effects review: A surreal, dryly funny animated series." Yetişkin animasyonlarına yönelik yapısal ve estetik analiz.
  • Indiana Daily Student (IDS News) (2025). "COLUMN: Adult Swim’s hidden gem 'Common Side Effects' is its most relevant show today." Big Pharma (Büyük İlaç Endüstrisi) eleştirisi ve kurumsal yabancılaşma teması.
  • Science Friday (2025). "'Common Side Effects' And The Race To Save Invisible Fungi." Dizinin mikolojik altyapısı, doğa-bilim ilişkisi ve kurgunun gerçek dünya araştırmalarıyla paralelliği.
  • Reddit / r/television (2025). "'Common Side Effects' Review: Adult Swim's Animated Conspiracy Thriller About Big Pharma Is a Whole Vibe." İzleyici algısı, görsel detayların analizi ve dizinin Scavengers Reign gibi yapımlarla kıyaslanması.
 
izlemesi keyifli bir dizi ikinci sezon olacak mı merak ediyorum yemek yerken de izlenebilir
 
Geri
Üst